Ana sayfa/İçgörüler/Finansal Yeniden Yapılandırma ile Konkordato Arasındaki Farklar Nelerdir?
Karar Rehberi

Finansal Yeniden Yapılandırma ile Konkordato Arasındaki Farklar Nelerdir?

Finansal yeniden yapılandırma ile konkordato arasındaki farklar: dayanak, karar mercii, kapsanan borçlar, gizlilik ve süreç. Hangisi hangi durumda konuşulur?

Yayın: 10 Mayıs 2026/7 dk okuma
Boş modern lobide iki yöne ayrılan yol: konkordato ve finansal yeniden yapılandırma arasındaki seçim

Nakit sıkışıklığı yaşayan bir şirket sahibinin en sık duyduğu kelime konkordatodur. Oysa Türkiye'de bankalara ve finans kuruluşlarına olan borçlar için tasarlanmış ayrı bir çerçeve daha vardır: finansal yeniden yapılandırma. Bu iki yol farklı hukuki zeminlere dayanır, farklı mercilerde karara bağlanır ve farklı borçları kapsamaktadır.

Bu yazıda ikisi arasındaki farkları, hangisinin hangi durumda konuşulduğunu ve karar öncesinde mutlaka yapılması gereken analizi ele alınmaktadır.

Temel fark tek cümlede

Konkordato bir mahkeme korumasıdır; finansal yeniden yapılandırma ise alacaklı kuruluşlarla yürütülen sözleşmesel bir çerçevedir. Birinde kararı yargı verir, diğerinde alacaklılar nisapla karar almaktadır.

Bu ayrım pratikte her şeyi belirlemektedir: kimin masaya oturduğunu, hangi borçların konuşulduğunu, sürecin ne kadar görünür olduğunu ve şirketin hangi korumalardan yararlandığını.

Dayanak ve karar mercii

Konkordato

Konkordato, İcra ve İflas Kanunu'na dayanan bir hukuki süreçtir. Şirket mahkemeye başvurmaktadır; süreç mahkemenin vereceği kararlar, atanan komiser ve alacaklılar toplantısı üzerinden yürümektedir. Sonuçta mahkemenin tasdiki aranmaktadır.

Finansal yeniden yapılandırma

FYY, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32'nci maddesine ve buna bağlı çerçeve anlaşmalarına dayanmaktadır. Başvuru mahkemeye değil, çerçeve anlaşmasını imzalamış bir alacaklı kuruluşa yapılmaktadır; borcu 100 milyon TL'nin altında olan şirketlerde başvuru mercii, en büyük ilk üç alacaklı kuruluştan biridir. Kararlar alacak tutarına dayalı nisaplarla alınmaktadır; sözleşmenin imzalanması alacak tutarının üçte ikisini temsil eden çoğunluğun onayını gerektirmektedir.

Yüksek pencereli taş koridor: konkordatonun mahkeme temelli süreci

Hangi borçlar kapsama girer?

Karar verirken en belirleyici teknik fark budur; uygulamada bu noktadaki detaylar çoğu dosyada ilk kez yapılandırma hazırlığında gün yüzüne çıkmaktadır.

Konkordato kural olarak daha geniş bir borç yelpazesini kapsayabilir; tedarikçi borçları, çek ve senetler de sürecin içinde değerlendirilebilir. FYY ise yalnızca bankalar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerine olan kredi borçlarını kapsamaktadır. Vergi ve SGK borçları her iki çerçevede de farklı mevzuata tabidir.

Sonuç şudur: borcun ağırlığı bankalardaysa FYY mekanizması ihtiyaçla tam örtüşmektedir. Borç büyük ölçüde piyasadaysa, yalnızca finansal borcu düzenleyen bir çerçeve sorunun asıl kısmını kapsam dışında bırakmaktadır.

Gizlilik ve görünürlük

Konkordato bir mahkeme sürecidir; ilan ve kayıt yükümlülükleri nedeniyle kamuya açıklık taşımaktadır. İlan ve mahkeme dosyasında işletme hakkında bilgiler yer almaktadır; tedarikçiler, kreditörler ve diğer şirketler bu bilgilere erişebilmektedir.

FYY ise alacaklı kuruluşlar ile taraflar arasında yürüyen, tarafça gizli tutulan bir müzakeredir. Görünürlüğü belirgin biçimde sınırlıdır. İşletmesinin ticari cephe tarafından göründüğü sektörlerde bu gizlilik farkı, tek başına tercih sebebi olabilir.

Süreler nasıl karşılaştırılır?

İki sürecin takvimi farklı mantıkla kurulmaktadır. FYY'de başvuru tarihinden itibaren en fazla 90 gün içinde yeniden yapılandırma kararı oluşturulması gerekmekte; bu süre, alacak toplamının üçte ikisini temsil eden ve en az iki alacaklı kuruluşun kararıyla en fazla 90 gün daha uzatılabilmektedir.

Konkordatoda ise mahkeme önce üç aylık geçici mühlet vermekte ve bu süreyi iki aya kadar uzatabilmektedir; konkordatonun başarıya ulaşabileceği kanaatine varılması hâlinde bir yıllık kesin mühlet verilmekte, güçlük arz eden özel durumlarda bu süre altı aya kadar uzatılabilmektedir. Dolayısıyla FYY aylarla, konkordato koruması ise yıla yaklaşan veya aşan sürelerle ölçülmektedir; buna karşılık konkordatonun mahkeme takvimi şirketin kontrolünde değildir.

Hangi durumda konkordato konuşulur?

  • Borcun ağırlığı finansal kuruluşlarda değil, tedarikçi ve piyasa borcundaysa
  • Çok sayıda ve dağınık alacaklı varsa, ortak bir müzakere zemini kurmak teknik olarak mümkün değilse
  • Mahkeme koruma mekanizmasının çeşitli alacaklıya karşı aynı anda etkinlik göstermesi gerekiyorsa
  • Alacaklılarla doğrudan müzakere yürütülemiyorsa, uyumlu bir platforma ihtiyaç duyuluyorsa

Hangi durumda FYY daha uygun?

  • Borcun büyük kısmı bankalar, leasing ve faktoring şirketlerindeyse
  • Şirketin faaliyeti ayaktaysa, üretim ve tahsilat sürüyorsa
  • Mahkeme sürecinin görünürlüğünden kaçınılmak isteniyorsa
  • İlave kredi ihtiyacı varsa: çerçeve bu imkânı tanımaktadır
  • Alacaklı sayısı yönetilebilir ve nisapları taşıyacak bir çekirdek grup varsa

İkisinden önce yapılması gereken: durum tespiti

Her iki yolda da ilk adım aynıdır ve bu hazırlıktan sonra seçilecek yol neredeyse otomatik biçimde belirlenmektedir: borcun kompozisyonunu, nakit akışı kapasitesini ve alacaklı haritasını ortaya koymak. Bu tablo çıkarılmadan hangi yolun uygun olduğuna karar verilememektedir.

Uygulamada bu iş bağımsız işletme incelemesi ile yapılmaktadır: şirketin mali durumu, operasyonel performansı ve ileriye dönük yaşayabilirliği tarafsız biçimde ortaya konulmaktadır. Aynı çalışma, hangi yol seçilirse seçilsin dosyanın temelini oluşturmaktadır.

İkinci adım borç envanteridir: hangi kuruluşa ne kadar, hangi teminatla, hangi vadede borçlu olunduğu tek tabloda görünmelidir. Çoğu şirkette bu tablo ilk kez bu hazırlık sırasında çıkarılmakta ve ilk sürprizler burada ortaya çıkmaktadır.

Süreçte kimler var?

Konkordatoda taraflar

Mahkeme, atanan komiser, alacaklılar ve şirket. Komiser sürecin gözetiminden sorumludur ve şirketin işlemlerini izlemektedir. Alacaklılar toplantısı, teklifin değerlendirildiği ortak zemindir. Şirketin yönetim yetkisi süreç boyunca belirli sınırlamalara tabi olabilir.

FYY'de taraflar

Alacaklı kuruluşlar konsorsiyumu, seçilen lider kuruluş ve şirket. Mahkeme devrede değildir. Kararlar alacak tutarına dayalı nisaplarla alınmaktadır; lider kuruluş koordinasyonu üstlenir ve süreç boyunca iletişimin merkezinde durmaktadır. Şirketin yönetimi kendi elinde kalır, bu da operasyonel esneklik açısından önemli bir farktır.

Şirketin yönetim yetkisi ne olur?

Uygulamada en çok merak edilen konulardan biri budur. FYY sözleşmesel bir çerçeve olduğu için şirketin yönetimi ortaklarda ve mevcut yönetim kadrosunda kalmaktadır; alacaklılar raporlama ve belirli işlemlerde onay talep edebilir ancak yönetim devri söz konusu değildir.

Konkordatoda ise mahkemenin atadığı komiser sürecin gözetimini üstlenir ve şirketin belirli işlemleri komiserin iznine bağlanabilir. Bu, günlük operasyonun yürütülmesinde ek bir katman anlamına gelmektedir. Faaliyeti yoğun ve hızlı karar gerektiren şirketlerde bu fark ciddi biçimde hissedilmektedir.

Maliyet ve hazırlık yükü

Her iki süreç de ciddi bir hazırlık gerektirir ve bu hazırlık maliyetlidir. Konkordatoda hukuki temsil, komiser ve mahkeme süreçlerine bağlı maliyetler; FYY'de ise fizibilite hazırlığı, bağımsız inceleme ve müzakere sürecinin yönetimi öne çıkmaktadır.

Ancak en belirleyici maliyet kalemi başka yerde bulunmaktadır: yanlış yolu seçmenin maliyetidir. Borcu ağırlıklı olarak bankalarda olan bir şirketin kamuya açık bir sürece girmesi halinde, yapı ve şirketi ilişkili olan diğer tarafların bilgisi farklı dinamikler yaratmaktadır; piyasa borcu ağır bir şirketin yalnızca finansal borcu düzenlemesi ise kısmen çözülmüş sorunun tekrar masaya gelmesi riskini taşımaktadır.

Bu nedenle karar aşamasında yapılan analiz, sürecin kendisinden daha belirleyicidir. Doğru teşhis, hangi yolun seçileceğini ve o yolda hangi taleplerin öne konacağını birlikte belirlemektedir.

Sonrasında ne olur?

İki süreçte de imza ya da tasdik son nokta değildir. Asıl sınav, kabul edilen planın işletilmesidir. Ödeme takvimine uyum, taahhüt edilen operasyonel iyileştirmelerin gerçekleştirilmesi ve düzenli raporlama, sürecin kalıcı sonuç verip vermeyeceğini belirlemektedir.

Uygulama döneminde sapma ortaya çıkarsa bunu şirketin ilk fark edip alacaklıya bildirmesi, ileride yeniden müzakere yapma olanağının korunup korunmamasını belirlemektedir. Bu uyum disiplini, yapılandırmanın kalıcı bir düzenleme mi yoksa tekrarlanan krizin bir halkası mı olacağını göstermektedir.

Karar verirken sorulacak dört soru

  1. 01Toplam borcumun yüzde kaçı bankalar ve finans kuruluşlarında?
  2. 02Faaliyetim ayakta mı; ürün satıyor, marj üretiyor, tahsilat yapıyor muyum?
  3. 03Ticari ilişkilerim sürecin görünür olmasına dayanır mı?
  4. 04İlave kaynağa ihtiyacım var mı, yoksa mevcut borcun takvimini düzenlemek yeterli mi?

Bu dört sorunun cevabı çoğu durumda yolu kendiliğinden göstermektedir. Cevaplar karışıksa, karar bir tercih değil bir analiz konusudur ve aceleye getirilmemelidir.

Sık karşılaşılan üç yanlış inanış

Konkordato iflas demektir

Değildir. Konkordato, borçlarını mevcut koşullarla ödeyemeyen ancak faaliyeti sürdürülebilir görülen şirketlere tanınan bir yeniden yapılanma imkânıdır. İflas, faaliyetin sonlandırılması ve malvarlığının tasfiyesidir. İkisi hukuken ve sonuçları itibarıyla farklıdır.

FYY yalnızca büyük şirketler içindir

Ciro alt sınırı yoktur. Borç büyüklüğüne göre 100 milyon TL ve üzeri ile altı için iki ayrı çerçeve anlaşması uygulanmaktadır; küçük ölçekli uygulama standart bir menüyle daha hızlı ilerlemektedir. Yani ölçek, kapıyı kapatan değil sürecin biçimini belirleyen bir unsurdur.

Bir kez yapılandıran şirket bir daha kredi bulamaz

Belirleyici olan yapılandırmanın kendisi değil, sonrasındaki performanstır. Taahhüt ettiği ödeme planını işleten ve düzenli raporlama yapan bir şirket, bankalar nezdinde zaman içinde güven tazelemektedir. Ödeyemez durumuna düşüp hiçbir yapılandırma çerçevesine girmeyen bir şirketin kredi erişimi ise daha uzun süre sınırlı kalmaktadır.

Ortak nokta: erken hareket etmek

Hangi yol seçilirse seçilsin belirleyici olan zamanlamadır. Ödemeler başlamadan, teminat havuzu tükenmeden ve tedarikçi ilişkileri kırılmadan müzakereye giren şirket her iki çerçevede de daha yapılandırılabilir koşullar yakalamaktadır.

Gecikme, kullanılabilecek enstrüman çeşidini sınırlamaktadır. Konkordatoda mahkemenin değerlendireceği tablo zayıflayan nakit kapasitesini göstermektedir; FYY'de ise teminat havuzunun azalması yeni kredi alabilme olasılığını düşürür ve alacaklıyı daha katı koşullar tutmaya yöneltir. Operasyonel ve finansal yeniden yapılandırma çalışmalarımızda ilk sorduğumuz soru bu yüzden hep aynıdır: elimizde ne kadar zaman var?

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye yerine geçmemektedir. Konkordato hukuki bir süreçtir; kararı mutlaka hukuk müşavirinizle birlikte değerlendirmeniz gerekmektedir.

Sık sorulan sorular

Konkordato ile FYY aynı anda yürütülebilir mi?
Bunlar farklı hukuki zeminlere dayanan ayrı süreçlerdir ve birlikte yürütülmesi çok nadir olmaktadır. Böyle bir ihtimal gündeme geliyorsa hukuk müşavirinizle beraber değerlendirilmelidir; her iki işlemin takvim ve koşulları uyumlu olup olmadığını kontrol etmek gerekmektedir.
Hangisi daha hızlı sonuç verir?
FYY'de takvim çerçeve anlaşmasıyla tanımlıdır ve müzakere alacaklılarla doğrudan yürümektedir. Konkordato mahkeme sürecine bağlı olduğu için takvimi yargı süreçlerine tabidir.
FYY başvurusu reddedilirse konkordato yolu kapanır mı?
Hayır. İkisi ayrı hukuki zeminlere dayanan süreçlerdir; birinin belli bir sebepten yürümeyecek olması diğerinin değerlendirilmesini engellememektedir. Ancak her ikisinde de zamanında başlamak ve takvim yönetimi kritiktir.
Konkordatoda tedarikçi borçları da kapsama girer mi?
Konkordato kural olarak daha geniş bir borç yelpazesini kapsamaktadır; FYY ise yalnızca bankalar, leasing, faktoring ve finansman şirketlerine olan borçlarla sınırlıdır. Borç kompozisyonu bu nedenle belirleyicidir.
Şirket itibarı hangisinde daha çok etkilenir?
Konkordato bir mahkeme sürecidir ve kamuya açıklık taşımaktadır. FYY ise taraflar arasında yürümektedir. Görünürlük farkı, itibar etkisinin de temel belirleyicisidir.

Yapılandırma masasına oturmadan önce konuşalım.

Borç yapınızı, alacaklı dağılımınızı ve nakit akışı kapasitenizi birlikte değerlendirelim; doğru zamanı ve doğru dosyayı birlikte belirleyelim.

Bize ulaşın